II.Dünya Savaşı Sonrası Kutuplaşma Süreci

SSCB Doğu bloğunun lideri olarak 2. Dünya savaşı sonrası yakın çevre politikası izlemiştir. (Avrasya , Uzak Doğu) SSCB 1922’de kurulmuştur. 1991’de sona ermiştir. Öncesinde çarlık süreci söz konusudur. 91 sonrası Birleşik Devletler Topluluğu kurulmuş ve Rusya Federasyonu ortaya çıkmıştır. 91’de SSCB’nin çöküşü aslında 1. Dünya savaşında çökmüş olan bir imparatorluğun nihai noktasıdır. İmparatorluk olarak Osmanlı ve Avusturya-Macaristan çökmüştür. Çökmeyen SSCB ise devam etmiş ama 91’de çökmüştür. Merkeze bağlı olan diğer devletler Doğu Avrupa başta olmak üzere , merkezden , Rusya’dan bir kopuş yaşanmıştır. 45 sonrası Doğu Avrupa’nın Doğu Bloku içinde bir coğrafi alan olarak SSCB ile Doğu Avrupa arasında bir bağımlılık ilişkisi vardır.

Bağımlılık - Dependency

     Bağımlılık ilişkisi esas olarak ekonomik alanda söz konusudur. SSCB 45’ten itibaren SSCB’deki ekonomik düzenin aynısının Doğu Avrupa ülkelerine yerleşmesini istiyor. SSCB’de komünist bir düzen hakimdir. Ağır sanayi , belli ürünlerde uzmanlaşma , tarımın kollektifleştirilmesi ve özel mülkiyet belli kesimler dışında yoktur. SSCB ile Doğu Avrupa arasındaki bu ilişki 80’lerde kopmaya başlıyor. Batı Bloğunun yaptığıda ekonomik olarak benzer bir yol izlemesidir. Marshall Planı ile Batı Avrupa’yı ekonomik açıdan kendisine bağlı hale getirmeye çalışıyor. Marshall Planı uygulanırken SSCB COMECON’u (karşılıklı ekonomik yardım konseyi) kuruyor. COMECON aracılığıyla SSCB Doğu Avrupa ülkelerinin benzer ekonomik politikayı izlemesini sağlamaya çalışıyor. Doğu Avrupa ülkelerinin kaynakları , ekonomik koşulları ne olursa olsun hepsinin aynı sistemde işlemesini ve homojen bir düzen olmasını sağlamaya çalışıyor ama başarısız oluyor. 1953 yılı SSCB için önemlidir. Josef Stalin (güçlü , despot ve otoriter bir lider) ölüyor ve 1956 yılında Nikita Sergeyeviç Kruşçev başa geliyor. Bu dönemde SSCB için önemlidir çünkü Kruşçev o döneme kadar SSCB tarihindeki en esnek , “liberal” , batıyla yakın ilişki kurmayı en çok isteyen liderdir. Kruşçev daha önceki Doğu Avrupa’ya yönelik Sovyet politikalarını eleştiriyor. Gizli bir komünist parti kongresinde (20. Parti kongresi) Stalin’in politikaları eleştiriliyor. Doğu Avrupa politikası sosyalizm , komünizm politikası altında işleyen bir diktatorya politikası diyor. Kruşçev’in görüşü aslında komünist rejimlerle (doğu) , kapitalist rejimlerin (batı) bir arada yaşayabileceğini gösteren bir görüştür.

“Barış içinde bir arada yaşama” politikası - Coexistence pacifique

     Bu politikanın öne çıkıyor ve batı ile daha yumuşak bir ilişki kurma politikası izleniyor. SSCB’de Kruşçev dönemi yaşanırken Doğu Avrupa’da toplumsal hareketlilikler ortaya çıkıyor. Macaristan’da 1945’ten sonra SSCB’ye karşı bir politika toplum içerisinde oluşmaya başlıyor , halk komünist partilerin dışında da partilerin kurulmasını istiyor. 53-55 arasında Imre Nagy adlı esnek , liberal bir başbakan esnek politikalar ve Macaristan’ın Varşova Paktı’ndan çıkmasını öneriyor. Böyle politikalar nedeniyle 1956 yılında SSCB Macaristan’a saldırıyor. Çekoslavakya’da 56-57 yıllarında yapılan komünist parti kongrelerinde devletlerin eşitliği ve eğemenliği konusu vurgulanıyor. (Devletlerin iç işlerine karışılmamasının gerekliliği) Doğu Bloku içinde esneme ve batıya doğru yakınlaşma dönemi başlıyor. 80’lerde  patlak veren bu durum bugünkü haline ulaşıyor. 91’deki çöküşle birlikte tarihsel olarak bir geriye gidiş yaşanıyor. Komünist partinin sekreteri Leonid İliç Brejnev , Kruşçev’in politikalarının bir kısmını değiştirme ve daha sert bir politika oluşturma taraftarıdır. 60’larda Çekoslavakya , Macaristan gibi ülkelerde ise değişiklik talebi var. Bunun üzerine Brejnev doktrini politikası izleniyor. Bu doktrin çerçevesinde 68’de Prag Olayı gerçekleşiyor. Doktrine göre sosyalist ülkelerin (Doğu Bloku) halkları ya da komünist partileri kendi çizgilerini oluşturmada özgür ama bu çizgiyi belirlerken diğer sosyalist ülkelerin sosyalist düzenlerini veya çıkarlarını tehdit etmemeleri gerektiği söyleniyor. Yani ulusal-sosyalizm anlayışını reddeden bir anlayıştır. (homojen sosyalizm) Varşova Paktı daha öneml bir hale gelmeye başlıyor. Paktın içindeki esas ağırlık SSCB’dir. 1970’ler 2 blok arasında bir yumuşama dönemidir (detant dönemi) ama 1980 yılında yine önemli bir dönem yaşanıyor. Polonya Avrupa ülkeleri içinde ayrıca önemlidir çünkü Katolik kilisesi politikalarında önemli bir rol oynamaktadır. 1945’te SSCB baskısı ile din işleri örtülüyor. (Din politikanın dışında tutuluyor hatta yok edilmeye çalışılıyor.) Diğer bir önemi ise Doğu Avrupa’da Ortodoksluk hakimken Polonya’da Katoliklik öndedir ve gündelik hayatın tamamına hükmeden bir dindir. Polonya’da 45-80 arasında Sovyet politikası nedeniyle din 2. plana atılmış ve 80’de patlama yaşanmıştır. Kilisenin bir tepkisi söz konusu ve kilise kendini göstermeye çalışmaktadır. Toplumun geneline yansıyan bir talep var. 81’de Sovyetler , Afganistan meselesiyle uğraşıyor. Doğu Avrupa’da bu tip hareketlerin olması Sovyetleri sıkıştıran bir durumdur. (özellikle Polonya) 82’de Brejnev’in ölmesiyle SSCB’nin çöküşü resmen başlamış sayılabilir. 80’ler deninde SSCB için Gorbaçov öne çıkıyor. 85’te başa gelmesiyle ilk iş olarak batı dünyasına bir çağrıda bulunuyor. Nükleer denemeleri karşılıklı olarak durdurma talebinde bulunuyor. Bu çağrı ilk sayılabilir. (50-60 yıllarında nükleer yarış var.) daha önce batı da böyle bir talepte bulunmuştu ama SSCB bunu reddediyor. İlk kez SSCB tarafından böyle bir talep geliyor nedeni ise ekonomik bunalımdır. (Askeriyeye , silaha yatıracak para yok.) batıdan cevap gelmiyor (lider ABD) , bunun üzerine Gorbaçov tekrar bir çağrıda bulunuyor ve karşılık değil ama tek taraflı olarak nükleer denemeleri durduruyor. Batı ve Doğu bloku olarak Avrupa’daki füzelerin çekilmesi istiyor ve Ortak Avrupa Evi diye bir düşünceyi ortaya sunuyor. Askeri doktrinin değiştiğini gösteren olay olan Varşova Paktı ise artık sadece savunmaya yönelik bir pakttır diyor. 87’ye gelindiğinde artık Afganistan’dan çekilmek zorunda kalıyor. 88’de Doğu Avrupa’daki 50.000 askerini çekiyor. Sovyetler içe doğru dıkışıyor. Bunun üzerine Doğu Avrupa tedirgin oluyor. (Liderleri gittiği için) Gorbaçov’un dış politikadaki bu yenilikçi politikları dışında iç politikada da değişiklik yapıyor. (Glasnost (açıklık) ve perestroika (yeniden yapılanma) politikaları) Bütün bunların altında yatan asıl neden ise ekonomik bunalımdır. ABD ile birlikte süren nükleer yarışa ve ABD’nin 80’lerdeki yıldız savaşları politikasına artık SSCB’nin dayanamayacağı ortadadır. Brejnev doktrinin artık sulandığını gösteren önerileri ve “Herkes kendi sosyalist düzenini gerçekleştirebilir.” şeklinde düşünceleri vardır. 89’da Polonya’da komünist olmayan bir iktidarın gelmesiyle Brejnev doktrini ortdan kalkıyor. Yine 89’da Berlin Duvarı yıkılıyor. (İki bloğu birbirinden ayıran duvar) şubat 1990’da SSCB Doğu Avrupa ve Batı Almanya’nın birleşmesine evet diyor. Temmuz 90’da SSCB , IMF’den yardım talebinde bulnuyor çünkü ekonomik olarak çöküş içindedir. Ancak 91’de SSCB’nin dağıldığı ilan ediliyor ve Rusya Federasyonu hayata geçiyor. Rusya çarlık dönem , SSCB’nin mirasçısı olarak bugün de varolmaktadır. Rusya Federasyonu kuruluşundan ititbaren 92’de kabul edilen yasa ile Rusya’nın yaşadığı bir ikilem vardır: “Biz kimiz?” problemi (Doğulu mu yoksa Batılı bir devlet miyiz? diye sorulmaktadır.) Rusya’da Atlantikçiler ve Avrasyacılar olmak üzere iki grup vardır: Atlantikçiler ve Avrasyacılar. Atlantikçiler batıya yakın , Avrasyacılar ise doğuya yakın ilişkilerin kurulmasını istiyorlar. Putin bu iki grup arasında bir sentez kurup dengelemeye çalışıyor. Hem doğu hem de batıyla ilişkilerini belli bir ahenk içinde tutmaya çalışıyor. Fakat 98’de %400’lere varan enflasyon ile ekonomik bunalım var. Bu yüzden Rusya kendisini koruma açısından daha agresif bir politika izlemeye başlıyor. ABD , Avrupa Birliği , Rusya ve Avrasya kutupları arasında bir dış politika izleme stratejisi var. Son dönemlerde ise Çin ve Hindistan ile yakın ilişkileri söz konusu , hatta bu üç devlet ABD’ye karşı bir eksen olmaktadır. Yakınları ise (çeçen gibi) Bugün ise doğu ve batı arasında sıkışmış bir sıkıntının uzantılarını yaşayan , ekonomik çöküş içinde olan bir devlettir denilebilir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !